Gebelik

Üstüne adet görmek

Üstüne adet görmek

Gönderildi 25 Ara 2009 10:28pm

arkadaşlar üstüne gören var mı?

Melekler Mekanı – üstüne adet gören var mı?? varsa bildiklerini yaşadıklarını yazar mı??? lütfeeeeeen bekliyorummmmmüstüne adet gören var mı??

konu için aşağıdaki linki takip ediniz

http://www.meleklermekani.com/gebelik-belirtileri/153569-ustune-adet-goren-var-mi.html

Gebelik ile ilgili herşey buradan ulaşabilirsiniz.

Gönderildi 23 Eki 2008 12:56pm

Gebelik belirtileri

Gebelikte beslenme

Gebelik testi hesaplama

Gebelikte cinsellik

Kısırlık

Tüp bebek

Doğum çeşitleri

hepsine bu adresten

http://www.meleklermekani.com/gebelik/

ulaşabilirsiniz

hamile kalabilmek için uygulamalar

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:22am

Hamile kalabilme

Kararınızı verdiniz ve bir bebeğiniz olsmasını istiyorsunuz… Sağlıklı bir hamilelik için önemli bazı konulara dikat etmeli ve bilmelisiniz.

Kadınlarda gebelik için en verimli günler, kadında yumurtlamanın olduğu gün ve bu tarihten 5 gün öncesidir. Bunun için de öncelikle yumurtlama gününüzü bilmelisiniz.

Yumurtlama günü adet görüldüğü günden (kadında adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar gecen süre) 14 gün çıkarılarak bulunur. Örneğin adet döngüsü 30 gün olan bir kadında yumurtlama 30-14=16. gün adet döngüsü günüdür. Yani bu kadının yumurtlama günü, adet kanamasının ilk başladığı günden hesaplayacak olursak, 16. gündür. Bu tarih ve 5 gün öncesi ise hamile kalmak için en uygun günlerdir. Yani, hamile kalmak için en uygun günler döngünün 11. ile 16. günleridir. Döngüsü 31 olan bir kadında ise 31-14=17. gün yumurtlama günüdür. 12-17. günler hamile kalmak için en uygun günlerdir.

Depo provera (3 aylık koruyucu iğne)

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:20am

Depo provera (3 aylık koruyucu iğne)

Doğum kontrol hapı kullanmayı sevmeyen veya sürekli unutan, diğer bir korunma yöntemi olan spiral yöntemini de uygun olmadığı veya eşi ilişki esnasında sorun olur düşüncesi ile kullanmak istemeyen kadınların sayısı zannedilenin çok üstündedir. Butür düşüncelere sahip kadınlarda alternatif yöntemlere yönelimler oldukça fazladır.

Doğum kontrolünde ve aile planlamasında, yaygın kullanımı bulunan ve güvenilir yöntemler arasında sayılan bir diğer doğum kontrol yöntemi deı üç aylık iğne olarak da bilinen depo provera dır.

Depo provera nasıl bir yöntemdir ? Depo provera, bir tür saf progesteron olan “150 mg medroksiprogesteron asetat (MPA)” içeren bir ilaçtır. Overlerde yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engelleyerek hamileliği önler.

Ayrıca endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini değiştirerek yumurtlama meydana gelip döllenme olsa bile, depo provera sayesinde gebelik ürünü rahime yerleşemez. depo provera koruyuculuğu yüzde 99 civarındadır.

Doksan günde (üç ay) bir kas içine enjeksiyon yapılması şeklinde uygulanır.

Depo provera uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi her an gebe kalma stresini yaşamaz. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması direkt kas içine enjeksiyon yapılması şeklinde olup, çok fazla teknik ya da beceri gerektirmez.

Depo proveranın Yan etkileri nelerdir ? Depo provera özellikle kullanımın ilk yılında, ciddi derecede adet düzensizliği yapabilir. Bu düzensizlikler arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür.

Bazen ise kişi gebeymiş gibi uzun süreli adetten kesilebilir. Tek bir kullanımdan sonra bir yıl adet görmeyen kadınlar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır.

Sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kanamayı durdurmak için kürtaj yapılması gerekli olabilir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi (osteoporos) saptanabilir.

Depo proveranın yan etkileri arasında baş ağrısı, iştah artımına bağlı hafif kilo artışı, anksiyete (içsel sıkıntı), mide ağrısı, karın krampları, baş dönmesi ile cinsel istek (libido) kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için kadında gebelik oluşursa bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.

Yapılan testlerde ilk kez depo provera kullanan kadınların yarısının yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, görülmektedir. En çok şikayet edilen neden ise adet düzensizliği olduğu belirlenmiştir. Depo provera kimler İçin Uygun Değildir? Hamile olma ihtimali bulunan kadınlar depo-provera kullanmamalıdırlar.

Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, felç geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez.

Bunlar yanında, tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir.

Üç aylık korunma iğnelerine başlamadan önce size uygunluğu konusunda doktor kontrolünden geçmek ve doktor tavsiyesi ile kullanmak en doğrusu olacaktır.

Depo provera Kimler İçin Uygundur? Sosyal veya tıbbi nedenlerle doğum kontrol hapı kullanamayanlar, emziren anneler, 40 yaş üzerinde ve sigara içenler, sık ve çok adet kanaması görüp kansızlık problemi olanlar bu yöntemi tercih edebilirler.

Depo provera Ne şekilde uygulanır ? Eğer depo-provera’nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyorsa bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir.

İlk kez yapılacak olan depo provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve emzirme düşünülmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir.

Bu ilacın en iyi taraflarından birisi de emzirme dönemlerinde kullanılabilirliğidir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonra, etkili bir koruma sağlamak için her 90 günde bir yapılmalıdır.

Bir sonraki uygulama tarihini unutmamak son derece önemlidir. Bunun için uygulamanın tarihini not almayı unutmayın!.

Depo proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilere bir alternatif olması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir. Aşağıdaki tabloda aylık ve üç aylık korunma iğneleri kıyaslanmıştır.

Aylık iğneler Üç aylık iğneler

İçeriği nedir?

Vücutta doğal olarak bulunana iki kadınlık hormonu (estrojen ve progesteron)

Vücutta doğal olarak bulunan bir kadınlık hormonu (Progesteron)

Ne zaman uygulanır?

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Ne sıklıkla uygulanır?

Ayda bir

3 ayda bir

Tekrar gebelik ne zaman oluşabilir?

İğneler kesildikten sonra ortalama 2 ay içinde

İğneler kesildikten sonra ortalama 9 ay içinde

Düşük yaptıktan sonra kullanılabilir mi?

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde

Doğum sonrası ne zaman kullanılabilir?

Emzirenlerde doğumdan 6 ay sonra, emzirmeyenlerde doğumdan 3-4 hafta sonra

Emzirenlerde doğumdan 6 hafta sonra, emzirmeyenlerde doğumdan hemen sonra

Adet değişikliği

İlk aylarda ara kanamaları olabilir

Ara kanamaları uzun ve lekelenme tarzı olabilir. Kullanım sırasında adetler tamamen kesilebilir

gebelikde Preeklampsi nedir?

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:18am

Preeklampsi nedir?

Preeklampsi hamilelik döneminde beliren, hamileliğin anormal seyrettiği bir durumdur. Nedeni bilinmeyen tansiyon yükselmesine neden olur, idrarla protein kaybı başlar ve normalde damarlar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak aşırı kilo alımına ve ödem oluşmasına yol açar.

Preeklampsi tüm gebeliklerin yüzde 6’sında ortaya çıkar.

İlk gebeliğini yaşayanlarda, 18 yaş altı ve 30 yaş üstü olan anne adaylarında, daha önce dört ya da daha fazla sayıda doğum yapmış olanlarda, çoğul gebeliği olanlarda, polihidramniyos (amniyos sıvısının artması) ve hidrops fetalis (bebeğin tüm vücut boşuklarında kalp yetmezliğine bağlı olarak sıvı birikmesi ve bebeğin şişmesi) gibi fetusa ait problemi olanlarda, kötü kontrol edilmiş şeker hastalığı olanlarda, kronik hipertansiyonu olanlarda ve ailesinde hipertansiyon olanlarda preeklampsi daha sık görülür.

Daha önceki gebeliklerde gebeliğe bağlı hipertansiyon ve preeklampsi geçirmiş olan anne adaylarının sonraki gebeliklerinde preeklampsi gelişme riski artar.

Gebelikleri boyunca çalışmak zorunda olan ve dinlenme fırsatı bulamayan anne adaylarında da risk yükselir.

Son zamanlarda bir preeklampsi geni hipotezi ortaya atılmıştır. Özellikle her gebeliğinde ağır preeklampsi sorunuyla karşılaşan anne adaylarında henüz tam olarak gösterilmiş olmamasına karşın böyle bir gen olabilir.

Tüm bu risk faktörlerinin varlığına karşın preeklampsi en sık ilk gebeliğini yaşayan anne adaylarında gebeliğin sonlarına doğru ortaya çıkar, hafif seyreder ve sonraki gebeliklerde tekrarlamaz.

Preeklampsinin belirtileri nelerdir?

Preeklampsinin hiçbir belirtisi olmayabilir. Özellikle hafif preeklampsi anne adayında hiçbir şikayete yol açmayabilir.

Ender durumlarda ve özellikle de hiç gebelik muayenelerine gitmemiş anne adaylarında preeklampsinin ilk belirtisi eklampsi olabilir. Bilinç kaybı ve konvulziyon (vücutta sara benzeri kasılmalar) ile başvuran bir anne adayında tanı çok yüksek ihtimalle ağır preeklampsi zemininde gelişmiş eklampsidir.

Çoğu durumda ise hafif belirtilerden ağır belirtilere kadar değişen bir spektrum içinde çeşitli şikayetlere rastlanır:

Ani ortaya çıkan bir kilo artışı; yüzüklerin dar gelmesi; yüzde şişme; halsizlik; bilinç bulanıklığı; unutkanlık; uykuya eğilim; bebek hareketlerinin azalması; karın ağrısı, gözlerde sinek uçuşması; ani görme bozuklukları; az görme ya da ani körlük; karaciğer bölgesinde ağrı; ani başlayan bulantı ve kusma; göz aklarında veya vücutta sararma; az idrar yapma gibi belirtiler preeklampsi habercisi olabilir.

Preeklampsi tüm organları etkileyebilen bir hastalıktır. Bu nedenle her organ sistemine ait belirti tek başına ya da diğer belirtilerle birlikte bulunabilir. Bu gerçeği gözönünde bulundurarak düzenli antenatal kontrol randevularının dışında kalan zamanlarda vücudunuzda bir rahatsızlık ortaya çıkması durumunda gelecek kontrolü beklemeden doktorunuza başvurunuz.

Tanı nasıl konur?

Preeklampsi tanısını koymak çoğu durumda kolaydır. Rutin kontrollerin birinde hipertansiyon ve albüminüri (idrarda normalden fazla albümin görülmesi) preeklampsi tanısını koymak için yeterlidir.

Gebelik esnasında tansiyonun 140/90mm Hg (civa) ya da üzerinde olması ve en az dört saat aralıkla yapılan ikinci ölçümde ve sonraki ölçümlerde yüksekliğin devam etmesi durumunda tansiyon yüksekliğinden bahsedilir.

Tansiyon ölçümü konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar:

Tansiyon ölçümünden önce anne adayının istirahati sağlanmış olmalıdır. Bazı anne adaylarında kliniğe gelene kadar oluşan yorgunluk ya da “beyaz önlüklü birini görmeye” bağlı ortaya çıkan heyecan tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu yüzden anne adayı kliniğe geldikten sonra dinlenene ve ortama alışana kadar beklenir. En ideal ölçüm sağ koldan ve anne adayının kol kalınlığına uygun manşet kullanılarak yapılır. Ölçüm oturur durumda ya da yatar durumda yapılır. İlk ölçüm yatar durumda yapılmışsa sonraki ölçümlerde yatar durumda, oturur durumda yapılmışsa sonraki ölçümler de oturur durumda yapılmalıdır. Anne adaylarında tansiyonun özellikle diyastolik değeri (”küçük tansiyon”) ölçümü teknik zorluklar arzettiğinden ölçümler Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ya da bu konuda deneyimli ebe veya hemşire tarafından gerçekleştirilmelidir. Tansiyon ölçümü esnasında elektronik ölçüm yapan aletler gebelikte yanlış sonuç verebildiklerinden kullanılmazlar. Evde tansiyon takibi önerilen anne adaylarının ölçümlerini deneyimli kişilere yaptırmaları gereklidir.

Hipertansiyon varlığında idrar tetkikinde belli bir miktarın üzerinde albümin cinsi protein saptanması durumunda preeklampsi tanısı konur.

Tam idrar tetkikinde albüminüri yoksa ancak preeklampsi şüphesi kuvvetliyse 24 saatlik idrar toplanır ve bu idrarda albümin ölçümü yapılır. Belli bir miktarın üzerinde albümin varlığı tam idrar tetkikinde albümin olmasa bile preeklampsi tanısı koydurur.

Gebelikte tansiyon yükselmiş ve yapılan takiplerde idrarda hiçbir zaman protein saptanmamışsa gestasyonel hipertansiyon (gebeliğe bağlı geçici hipertansiyon) tanısı konur. Bu durumda lohusalıkta tansiyonun normale dönmesi şarttır.

Kısa zamanda fazla kilo alınması, ellerde ve yüzde şişme olması preeklampsi düşündürür ancak tanı koydurmaz. Bacaklardaki şişme ise gebelerde özellikle akşama doğru ortaya çıkan ve sık rastlanan bir bulgudur. Preeklampsi tanısı koymak için hipertansiyon ve idrarda normalden fazla albümin varlığı esastır.

Kilo ölçümü esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar:

Gebelik muayeneleri esnasında anne adaylarının kiloları ölçülür ve takip kartlarına işlenir. Bu kilo ölçümü de bazı faktörlerden etkilenerek yanlış değerler elde edilmesine neden olabilir:

Ölçüm günün aynı saatinde, ayakkabılar çıkarıldıktan sonra, doğru tarttığı düzenli olarak kontrol edilen bir tartıyla yapılır. Aç karnına ölçüm en doğru sonucu verir.

Bazı doktorlar anne adaylarının kilo ölçümlerini evde kendi tartılarıyla sabah kalkınca aç karnına gece kıyafetleriyle ölçüp kendilerine bildirmelerini tercih ederler.

Preeklampsi hangi yollarla hasara yolaçar? Tehlikeleri nelerdir?

Preeklampsi anne adayının kapiller adı verilen damar bölgelerinde gelişen bir hastalıktır. Kapillerler atardamarlarla toplardamarların arasında yer alan ve organlara yaşamsal maddelerin götürüldüğü ve artık maddelerin toplandığı en uçta yeralan ince damarlardır. Vücudun her yerinde bulunurlar. Bu yüzden preeklampsi vücudun tüm organlarını etkileyebilen bir hastalıktır.

Kapiller damarlarda henüz tam olarak aydınlatılamayan bir nedenle ortaya çıkan direnç artışı kapillerin gerisinde bulunan atardamar sisteminde basıncı artırır ve bu durum klinik olarak kendini hipertansiyon şeklinde gösterir.

Kapiller damarlardan organların etrafında bulunan damar dışı bölgelere anormal miktarlarda sıvı kaçağı olur. Bu da kendini vücutta şişme ve kilo alınması şeklinde gösterir.

Olayın kapiller seviyede olması nedeniyle en hassas olan organlar ilk önce etkilenir.

Böbreklerde kapiller yapılardan damar dışına kaçan albümin böbreklerden süzülerek idrara geçer. Bu durum kendini albüminüri şeklinde gösterir. Kandaki albümin kanın sıvısını damar içinde tutmak için çalışan en önemli maddedir. Albümin kaçağı kandaki albüminin azalmasıyla sonuçlanır ve bu durum damar dışından organların etrafına sıvı kaçağını artırarak ödem (şişlik) oluşmasına önemli katkılarda bulunur.

Uteroplasental ünite (bebeğe besin maddelerini götüren yapıların tümü) bu kapiller hasardan etkilenen diğer bir organdır. Bebeğe giden yaşamsal maddeler azaldığında uteroplasental yetmezlik (UPY) adı verilen klinik tablo oluşur. UPY bebek için ciddi bir tehlikedir. Preeklampsinin erken başlaması ve uzun sürmesi bebeğe giden besin maddelerinin azalmasına ve intrauterin (rahimiçi) gelişme geriliği (İUGG) oluşmasına yolaçabilir. Bebeğe giden oksijen azlığı bebekte sıkıntı oluşmasına yol açabilir. Uteroplasental ünitede basıncın artmış olması plasentanın erken ayrılmasına neden olabilir. Ani ortaya çıkan fetal distres (bebekte sıkıntı hali), ablatio placenta (plasentanın erken ayrılması) ve İUGG bebeğin rahim içinde ölmesine ya da doğduktan sonra ciddi bir sorunla karşılaşmasına neden olabilir.

Karaciğer özellikle ağır preeklampside etkilenen önemli bir organdır. Hafif karaciğer hasarından, gözaklarında sarılık ortaya çıkmasına, ciddi karaciğer yetmezliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ölüme kadar gidebilen tablolar oluşabilir.

Beyin de yine özellikle ağır preeklampside etkilenen bir organdır. Hem ağır hipertansiyon, hem de beyinde meydana gelen kapiller hasar ve ödem beynin olaydan etkilenmesine katkıda bulunur. Eklampsi gelişmesi beynin olaydan etkilendiğinin kesin göstergesidir. Eklampsi geliştiği andan itibaren anne adayının hayati tehlikesi önemli derecede artar.

Beynin etkilenmesi her zaman eklampsi gelişmesine neden olmaz. Hafif bilinç bulanıklığından, beyin ödemi (beyin dokusunda sıvı toplanması), koma ve ölüme kadar gidebilen değişik şiddette durumlar ortaya çıkabilir. Beynin görmeden sorumlu bölgesinin etkilenmesi sonucu geçici körlükler oluşabilir.

Kapiller hasardan kan ve pıhtılaşma sistemi de zarar görebilir. Trombositler hasarın olduğu kapiller bölgelerinde parçalandıklarında trombositopeni (kanda trombosit sayısının azalması) meydana gelebilir. Bu durum ciddi kanamaların oluşmasına neden olabilir. Kandaki pıhtılaşma faktörlerinin gereksiz yere harcanması, karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin yetersiz üretilmesi ve trombosit sayısının azalması yaygın damariçi pıhtılaşması (DIC=Disseminated intravascular coagulation) denen bir durumun oluşmasına neden olabilir. Bu, çok ender rastlanan ve ölümcül sonuçları olabilen bir durumdur.

Gebelikten korunma yolları (Prezervatif , Spiral Nasıl Kullanılır, doğum kontrol hapları , iğneleri)

Gebelikten korunma yolları (Prezervatif , Spiral Nasıl Kullanılır, doğum kontrol hapları , iğneleri)

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:10am

Hamilelikten korunmak amacıyla herhangi bir korunma yöntemi kullanmadan cinsel ilişkiye giren kadınların yüzde 80-85′i bir yıl içinde hamile kalır. Bu nedenle hamilelik gebelikten korunma istenmiyorsa mutlaka etkili bir yöntemi kullanılmalıdır.

Her kadının evlilik veya ilişkisinin belli safhasında çocuk sahibi olmayı ister. Bu çok doğal bir haktır.

Amaç anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve çocuk sahibi olmak istendiğinde gebeliğin oluşmasıdır. Çünkü iki yıldan az aralıklarla yapılan doğumlar annenin vücut sağlığını önemli ölçüde bozmakta, gebelik sırasında riskleri artırmakta, hatta ara vermeden arka arkaya yapılan doğumlar anne ölümlerine dahi neden olabilmektedir.

Ayrıca sık aralıklarla doğan çocukların da anne karnında gelişmeleri tam olmamakta, düşük doğum ağırlıklı bebekler doğmakta, sakatlık oranı yükselmekte, bakımları güçleşmekte ve bebek ölümleri artmaktadır.

Elbette doğum kontrolü kadın sağlığına zarar vermeyecek yöntemler ile sağlanmalıdır.

Gebelikte 8-11 Hafta

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:09am

Gebelikte 8-11 Hafta

  • Hormonlarınızın etkisiyle bu haftalarda çeşitli cilt problemleri yaşayabilirsiniz.
  • Artık ultrasonda bebeğinizin kalp atışlarını duyabilirsiniz.
  • Göğüslerinizde dolgunluk ve hassasiyet artabilir. Göğüslerinizi alttan destekleyen bir sutyen kullanmanızda fayda var.
  • Mide yanması sorunu yaşayabilirsiniz.
  • Saçlarınız ve tırnaklarınız çok daha hızlı uzayacaktır.
  • 11-14 üncü haftalar arasında ” ikili test ” yapılır

Gebelikte 0-7 Hafta

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:09am

Gebelikte 0-7 Hafta

  • Eğer düzenli olarak gittiğiniz bir doktorunuz yoksa, hamile olduğunuzu öğrendiğiniz andan itibaren, güvenebileceğiniz bir doktor bulmalı ve ilk muayenezi olmalısınız.
  • Doktorunuz size folik asit tavsiyesi önerdiyse, bilmenizde fayda var: günlük önerilen doz 0.4 miligramdır ve bunun tümünü tek bir dozda almalısınız.
  • Cinsel yaşamınızı normal şekilde sürdürebilirsiniz. Fakat kanama, ağrı, düşük, erken doğum, enfeksiyon gibi riskli durumlarda, cinsel yaşamınıza kısıtlama getirmeniz gerekebilir.
gebelik için idrar testi

gebelik için idrar testi

Gönderildi 11 Ağu 2008 11:08am

İdrarla gebelik testi

Tüm hamile kadınların başvurduğu en pratik test usülü, tüm eczanelerden temin edilebilecek, idrarla yapılan hamilelik testleridir.

  • Eczanelerden kolayca temin edilebilen ucuz ve basit bir yöntemdir.
  • hCG ismi verilen gebelik hormonunun idrarda tespiti prensibine dayanır.
  • hCG düzeyi 20miÜ üzerinde ise pozitif sonuç verir.
  • Cinsel birleşmenin ertesi günü yapılması anlamsızdır, hiçbir sonuç vermez.
  • Sağlıklı bir sonuç alınması için adet gününün 1-2 gün geçmesi gerekmektedir.
  • Kanda yapılan B-HCG testi miktarı tam gösterdiğinden dolayı çok duyarlıdır ve adet günü daha geçmeden sonuç verir.
  • * Sabah ilk idrar konsantre olduğu için daha sağlıklı sonuç verir.
  • * Gebelik testini aç veya tok yapmanız fark etmez.
  • * İdrar testinin yanlış negatif çıkma ihtimali az da olsa mümkün olduğundan dolayı adet gününüzden 1-2 gün sonra yaptığınız test Negatif yani Yok çıkar ise 2-3 gün sonra tekrar edin.

İdrar testinde ;

  • Tek çizgi çıkar ise negatif,
  • Çift çizgi çıkar ise pozitif,
  • İkinci çizgi silik ise şüpheli olarak değerlendirilir. (2-3 gün sonra tekrar et)
  • Hatalı negatif test çok erken yapıldığında veya kullanılan testin bozuk veya günü geçtiği durumlarda görülebilir.
  • Hatalı pozitif test bazı ilaçların kullanımında veya kimyasal gebelik durumunda ortaya çıkar.Çok nadir görülür.
  • Gebelik testinde en küçük bir şüpheniz olduğunda mutlaka doktorunuza başvurun.

gebelik ve bel ağrısı

Gönderildi 07 Ağu 2008 2:55am

Gebelerin kas-iskelet sistemi yönünden takibi ve ortaya çıkacak sorunların önlenmesi ve tedavisi hem anneyi doğuma hazırlar hem doğum sonucunda vücutta olan bazı değişiklikler olabildiğince erken düzelir. Ayrıca iyi bir rehabilitasyon proğramı annenin yeni doğan çocuğuna daha iyi bakmasına ve ailenin diğer fertlerine yardımcı olmasına katkıda bulunur. Ayrıca tekrarlayan doğumlar sonucu ortaya çıkabilecek duruş bozuklukları ve bunlara bağlı eklem hasarları ve omurga sorunları en aza indirilecektir

İyi bir hasta eğitimi ile gebelikle ilişkili rahatsızlıkların iyileştirilmesi için tedavi imkanlarının birleştirilmesi gereklidir. Gebelikte en sık rastlanan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları; bel ağrısı ve diğer omurga sorunları, kalça ve kasık ağrıları, torasik çıkış sendromları, sinir sıkışma sendromları, baldır krampları, varisler sayılabilir.

BEL AĞRISI Gebelerde bel ağrısı görülme sıklığı %40-60 arasındadır. Ancak gebelerin sadece % 15-20 kadarında günlük hayatı etkileyecek kadar şiddetli bel ağrısı vardır. Ağrıların büyük çoğunlu 5. ve 7. aylarda görülür. Gebelikte görülen bel ağrılarının kilo almayla çok ilgisi yoktur. Gebeliğin ilk üç ayında 700–1400 gr kadar kilo alma görülür. Bundan sonra her hafta ortalama 400 gr kadar bir ağırlık artışı olur. Gebeliğin son ayında ise vücut ağırlığı % 20 kadar artar, halbuki son iki ayda gebelerde görülen bel ağrısı şiddeti ve sıklığı azalır.

Gebelerde bel ağrısının sebepleri tam olarak belli değildir, ancak bazı faktörler suçlanır.

Bunlar; artmış bel çukurluğu (lomber lordoz), bel bağlarında gebelik hormanlarına bağlı gevşeklik, uterusun ağırlığı, ve bel fıtığına bağlı sinir baskılar vs sayılabilir. Beldeki çukurlaşma normalde ağrıya sebep olmayacak küçük fıtıkların bile sinirleri sıkıştırmasına ve ağrıya sebep olur. Karın kasları ile sırt kasları arasında normalde bir denge vardır. Gebelikte karın kasları uzayarak sırt kasları kısalır. Ve bu denge bozulur . Bu durum beldeki çukurluğun daha da artmasına sebep olur.

Gebelikte bel ağrısına sebep olan diğer önemli faktör, eklemleri bir arada tutan bağlardaki esneklik uzama ve dengesizlikler ve sakroiliak (leğen kemiği ile sağrı kemiği arasında eklem) eklem zorlanmalarıdır. Bağlarda zayıflamanın sebebi, bebeğin büyümesine vücudun uyum sağlamasını ve doğum esnasında doğum yolunun genişlemesini kolaylaştıran bir hormonun salgılanmasıdır. Bu hormon (relaksin) gebeliğin ilk üç ayında oldukça yüksek seviyededir. Bu hormonun etkisi ile bebekle pelvis uyumlu hale gelir. Bağ dokularını gevşetir. Sokroiliak eklemlerin ve simfizis pubisin esnemesini sağlar . Bu durumda bel ağrısı, simfizis pubis ağrısı, sakroiliak ağrı, kasık ağrıları, bacaklara vuran ağrılar görülebilir.

Gebelikte bel fıtığı gelişme riski bir miktar artar. Ancak daha da önemlisi normalde bel ve bacak ağrısına sebep olmayacak fıtıklar gebelikten dolayı bel ağrısına sebep olabilir.

Gebelerde bacak ağrısı sinir köklerine direkt baskıya veya yansıyan ağrılara bağlı olarak gelişir. Ayrıca sinirlere olan baskılar sonucu sinirlerdeki iskemi (damar basısı) sonucu ağrılar da görülebilir. Gebeliğin son üç ayında ağırlaşmış uterusun atardamarlara ve toplar damarlara baskısı sonucu bacak ağrıları olabilir. Bu durumda dolaşım bozukluğu ile ilgili tetkikler istenmelidir. Uterusun üreterler üzerine baskı yapması çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ve asla ihmal edilmemelidir.

Relaksin hormonu, ağır bebekler, zayıf gövde kasları, damar baskılarını, sinir baskılarını vs gibi bir çok faktör gebelerinde bel ve bacak ağrılarından sorumlu tutulmaktadır.

Ani başlayan şiddetli bel ağrılarında istirahat, korse, hafif egzersizler önerilir. Ayrıca yüzeysel fizik tedavi modaliteleri kullanılabilir. Gebelerde ilaç kullanılması gerekirse mümkünse kısa süreli kullanılmalı ve dolaşımdan çabuk atılan ilaçlar tercih edilmelidir.

Her gün bir egzersiz tam olarak öğrenilmeli, sonra günlük olarak o egzersiz tekrarlanmalı ve günde 3 defa yapılacak şekilde devam edilmelidir. Eğer mümkünse tüm seri günde iki kere tekrarlanır.

Gebelik süresince hassas bir diyet uygulamak önemlidir. Aşırı yemek yemeden kaçınmak gerekir; diyet; et, balık, peynir, yumurta ve süt gibi protein yüklü olmalı ve uygun miktarda taze meyve, sebze ve salatayı kapsamalıdır. Ekmek, patates, pasta ve tatlı gibi nişastalı gıdalar aşırı kilo alımından sorumlu olmaları sebebiyle daha az alınmalıdır.

kaynak:romatizmaturk.com

Reklam

Diğer Yazılar

Haber Arşivi

Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Ağu    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930