Kadıneli.Net

16 June 2008

Anne adaylarına tavsiyeler.

Filed under: Gebelikte Beslenme — admin @ 17:47

Artvin Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevzat Akkol, anne adaylarına uyarılarda bulunarak, kendilerini hazır hissetmeden çocuk sahibi olmamalarını ve hamilelik döneminde stres ve sigaradan uzak durmaları gerektiğini söyledi.

18 yaş öncesi ve 35 yaş sonrasında doğum yapmanın tehlikeli olduğunu ifade eden Dr. Akkol, sık sık doğum yapmanın da tehlikeli olabileceğini belirtti. Dr. Akkol, anne adaylarının yaşadığı psikolojik gerginlikler ile sigara ve uyuşturucu maddelerin düşüğe neden olabileceğini kaydederek, anne adaylarını uyardı. Dr. Nevzat Akkol, herpes, brucella, hipertroid, diyabet, bazı kalp damar hastalıkları, böbrek hastalıklarının da düşüğe neden olan hastalıklar olduğunu söyledi.

Anne adaylarına stresten uzak kalmaları ve sağlıklı beslenmelerini de tavsiye eden Dr. Akkol, virüs ve bakteriler için şu uyarılarda bulundu: “Farklı ortamlarda bulunan çocuklar, çok çabuk virüs, bakteri, mantar, parazitlerden etkilenebilir. Bağışıklık sistemi, vücudumuzu enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı koruyan savunma kalkanıdır. Dengesiz beslenme, mevsim değişiklikleri, kronik hastalıklar çocukların bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabilir. Bebeklik ve çocukluk döneminde şişmanlığın önlenmesi de gerekir. Biz, ‘Çocuğum hiçbir şey yemiyor’ diyen annelere bilgi veriyoruz. İshalli çocuğun beslenmesi, okul döneminde ve hastalık sırasında sağlıklı beslenme konularında anneler dikkatli olmalılar. Herhangi bir olumsuzluğun fark edilmesi durumunda ailelerin mutlaka bir hekimden yardım almaları gerekir”.

Anne sütünün bebekler için en ideal besin maddesi olduğuna da dikkat çeken Dr. Akkol, anne sütü alan bebeklerde karın ağrısı ve kabızlığın daha az görüldüğünü ve doğumlardan sonra gelen sarı sütün (ağız sütü) bebeği hastalıklardan koruduğunu, ayrıca bebekle anne arasında özel sevgi bağı kurulmasını sağladığını vurguladı.

Kaynak : İHA

15 May 2008

GEBELİKTE SİGARA KULLANIMI

Filed under: Gebelikte Beslenme, Genel yazılar — admin @ 11:13

Sigara hakkında genel bilgiler

Sigara dumanı içerdiği zift, nikotin, karbon monoksit, kurşun ve diğer zehirli birçok maddenin direkt olarak üstsolunum yollarına, buradan bronşlara ve akciğerlere ve buradan da kana geçmesi ve tüm organlara yayılmasıyla başta solunum sistemi, kalp ve damarlar olmak üzere vücudun tüm organ sistemlerine zarar verebilir.

Sigaranın bu zararlı etkileri kısa vadeli ve uzun vadeli olarak ikiye ayrılır:

Kısa vadeli etkiler

Bunlar, sigara içildiği anda vücuda giren nikotin ve karbonmonoksitin yarattığı anlık etkilerdir. Nikotin bronşları kasıcı etkisiyle akciğerlere daha az hava girmesine, damarları kasıcı etkisiyle damariçi basıncın yani tansiyonun yükselmesine, kalbe etkisiyle nabzın hızlanmasına neden olur. Karbonmonoksit ise alyuvarların içinde bulunan hemoglobin adlı molekülün oksijen taşımaktan sorumlu bölgelerini işgal ederek kanın oksijen miktarının azalmasına yolaçar.

Bu kısa vadeli etkiler tek bir sigara içilmesinde bile, hatta çok sigara dumanı bulunan ortamlarda sigara içmeyen kişilerde bile görülen etkilerdir. Normal bir birey bu kısa süreli etkileri kolayca tolere edebilir. Ancak anne adayının karnındaki bebeğinin de oksijen ihtiyaçları gözönünde bulundurulursa bir tek sigaranın yarattığı hipoksi (oksijen azlığı) ve hipertansiyon (tansiyon yüksekliği) bile bebeğe daha az kan ve daha az oksijen gitmesine neden olabilir. Bu durumun günde bir paket sigara içen bir anne adayında 20 kez tekrarlaması, fetusun ilerleyici bir şekilde oksijensiz kalmasına ve olumsuz değişiklikler meydana gelmesine neden olabilir.

Uzun vadeli etkiler

Sigara içenlerde uzun vadeli etkiler bir yandan kısa vadeli etkilerin birikici özelliklerine, öte yandan sigaranın içinde bulunan ziftin akciğerlere çökmesine (kronik bronşit gelişimi), sigaranın içerdiği kurşun gibi zehirlerin solunum yolunu döşeyen hücrelerde anormal değişiklikler göstermesine (kanser riskinde artış), toksik maddelerin damarlarda yaptığı hasarlar neticesinde ateroskleroz (damar sertliği) meydana gelmesine (koroner kalp hastalığı riskinde artış), genel olarak sigara alışkanlığının iştahı azaltıcı, C vitaminini tüketici etkileri nedeniyle uzun vadede beslenme bozukluğu belirtilerinin ortaya çıkmasına bağlı olarak meydana gelir.

Uzun zamandan beri sigara içen insanlarda akciğerlerin hava taşıma kapasitesi azalmıştır ve en ufak bir zorlamayla nabızda artma ve nefes darlığı ortaya çıkar. Çok uzun zamandan beri sigara içenlerde akciğer ve diğer solunum yolu kanserlerine ve hatta mesane gibi diğer organ kanserlerine eğilim artar. Yine bu kişilerde damar sertliğine bağlı koroner kalp hastalıkları ve diğer hastalıklara (felç gibi) eğilim artmıştır.

Sigaranın gebelik ve bebek üzerindeki etkileri

gebelik.org Sigara içme alışkanlığı olan anne adaylarında çeşitli normaldışı durumların meydana gelme riskinde önemli artış gözlenir.

Gebelikte alınan alkolün bebek üzerindeki etkileri

Filed under: Gebelikte Beslenme, Genel yazılar — admin @ 11:12

Efesli Soranus’un anne adaylarına mesajı

Milattan sonra birinci yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Efes’li Soranus gebelikte kullanılan alkolün bebek üzerine etkilerini çok güzel bir şekilde tarif etmiştir:

“Cenin rahime düştüğü andan itibaren besine ihtiyacı vardır. Bu besini ona kan ve hava getiren ve onunla birlikte gelen maddeden (plasenta) alır. Ancak sarhoşluk bu maddenin tüm gücünü tüketir ve havayı bulandırır. Oluşan tehlike ceninin kötüleşmesine ve kalitesinin düşmesine neden olur. Ayrıca aşırı sarhoşluk cenini tutunduğu yerden de koparabilir (düşük).”

Alkol alımı hakkında genel bilgiler

Alkol ya da kimyasal adıyla etil alkolün güçlü teratojen (bebekte anomali yaratan) etkilere sahip bir madde olduğu bilinmektedir.

Bir bardak bira (%5 alkol), bir kadeh şarap (%10 alkol) ya da alkollü kokteylde (%10 alkol) yaklaşık 15 gram alkol bulunur.

Alkol alma “alışkanlığı” günlük 60-90 gram (1-1,5 litre bira eşdeğeri) alkolün düzenli olarak alınması şeklinde tarif edilebilir. Günlük 120 gram ve üzeri (2 litre bira ve üzeri) alkolün düzenli olarak alınması ise alkolizm olarak değerlendirilir.

Gebelikte alınan alkolün bebek üzerindeki etkileri

Alkol anne kanından plasenta yoluyla direkt bebeğin kanına geçer ve anne kanındaki miktarla eşitlenir. Gebeliğin erken dönemlerinde alınan alkol direkt olarak embriyo üzerine olan etkisiyle düşüğe, organ gelişimi döneminde hücreler üzerindeki etkileriyle çeşitli organlarda gelişim kusurlarına, gebeliğin ikinci trimesterinden itibaren hücre çoğalmasının hızlı olduğu dönemde hücrelerdeki toksik (zehirli) etkisiyle santral sinir sistemi hasarlarına neden olabilmektedir. Gebeliğin her döneminde alkolün etkisine bağlı olarak bebeğin ölme riski artar. Günlük alınan alkol miktarı arttıkça bebekte istenmeyen durumların oluşma riski doğrusal bir ilişki içinde artar. Ancak günlük alınabilecek miktar için güvenli bir altsınır henüz belirlenmiş değildir ve gelecekte de belirlenmesi ihtimal dahilinde gözükmemektedir.

Gebelikte alınan alkol bebekte düşük doğum tartısından başlayan ve zeka geriliği gibi ciddi sekellere kadar uzanabilen bir spektrum üzerinde etkiler gösterebilir. Alkolün bebek üzerinde yarattığı en ileri normaldışı durum Fetal Alkol Sendromu olarak tanımlanır. Dünyada 1000 canlı doğumdan ikisinde fetal alkol sendromu olduğu tahmin edilmektedir.

Older Posts »

Powered by WordPress